Editör SeçimiKanser Türleri

Prostat Kanseri Neden Olur? Belirtileri ve Tedavisi

Prostat Kanseri nedir? Prostat Kanseri, erkek üreme sisteminde yer alan bir bez olan prostatta çok yavaş gelişen bir kanser türüdür.

Prostat, günümüzde erkeklerde en sık görülen kanser türü. Genel bir taramada 70 yaş üstü erkeklerin yarısından fazlasında prostat kanserine rastlayabiliriz. Ancak her zaman tedavi edilmeyi gerektirmez; araştırmalara göre çok düşük riskli hastalar düzenli PSA kontrolü ve belli aralıklarla yapılan biyopsilerle tedavisiz izlenebiliyor. Tedavi edilen hastalarda da özellikle erken dönemde yakalandığında kür şansı, geç dönemde yakalandığında ise sağkalım süresi oldukça yüksek. Bazı önlemlerle oluşmasını engellemek de mümkün…

Prostat Nedir?

Prostat erkek bireylerde bulunan ve idrar kesesine yakın olarak lokalize olan bir salgı bezidir. Bu salgı bezi bazik bir yapıda olan beyaz renkli bir sıvı salgılar. Bu sıvı meninin bir kısmını oluşturarak vajinal ortamdaki asidik ortamı nötralize etmeyi sağlar. Bu da spermlerin daha uzun süre yaşamasına sebep olur. Prostat idrar kesesi çıkışında yer alır ve üretrayı yani idrar kanalını çevreler. Bununla beraber mesanenin ağzını daraltarak idrarın kaçırılmasını da önler.

Prostat Bezi İşlevi

Prostat bezinin temel fonksiyonu sıvı salgılaması yaparak meninin cinsel birleşme sırasında dışarı atılmasına destek olmaktır. Aslında boşaltım sisteminin bir parçası olmayan prostat yer aldığı konumdan dolayı bu sistemi etkilemektedir. İdrar kanalının üst kısmını saran prostat ilerleyen süreçlerde büyüyüp şişerek idrar yapmayı güç duruma getirebilir.

Prostat Bezi Nerede
Prostat Bezi Nerede Bulunur?

Prostat Kanseri Nedir?

Erkek bireylerde en sık rastlanan kanser türlerinden bir tanesi prostat kanseridir. Prostat bezi mesane altına yerleşmiş, yaklaşık bir ceviz boyutunda olan üreme fonksiyonları için salgı yapan erkeklerde yer alan bir organdır. Prostat kanseri ise prostat organını oluşturan bazı hücrelerin anormal durumlarda bulunarak tümör yapılarını üretmesi neticesinde ortaya çıkar. Kanserli hücreler normal hücrelerde oluşan değişimlerden kaynaklanabilir. Kanserli hücreler prostatın yalnızca belirli bir bölümünde oluşabileceği gibi birden fazla yerinde de meydana gelebilmektedir.

Genel olarak 65 yaşın üzerinde görülen bu kanser türünde erken evrede herhangi bir belirtiye rastlanmayabilir. Eğer bu hastalık tedavi edilmez ise ilerleyen aşamalarda büyüme göstererek idrar kanalına baskı oluşturabilmektedir. Bunun gibi ilerlemelerde bireylerde idrar yapma ile alakalı şikayetler oluşabilir.

Tanı koyma ve tedavi sürecinde geç kalınan bazı vakalarda kanser hücreleri prostat içerisinde kalmayıp çevre doku ve organlara sıçrama gösterebilir. Bu nedenle erken tanı tedavi sürecinin efektifliğini doğrudan etkilemektedir.

Prostat Kanseri Belirtileri Nelerdir? Nasıl Anlaşılır?

Genellikle pek belirti göstermeden gelişen prostat kanserinin belirtileri arasında idrara çıkarken yanma, idrarda kanama ve yaparken zorlanma, semende kanama, ileri evre vakalarda kemik ağrıları yer alabilir. Prostat kanseri tanısı en çok taramalar sırasında konulmaktadır. Prostat kanserine ait spesifik bir bulgu olmadıı için hastalar herhangi bir şikayetle başvursa bile, efeksiyonu yada iyi huylu büyümesi ile karışabilir. Kandaki PSA değeri ve muayene ve görüntüleme sırasında şüpheli nodül varlığında biyopsi dışında kesin tanı konması mümkün değildir.

  • İdrar yaparken yanma
  • Zorlanma ve idrarda kanama
  • Semende kanama
  • İleri evrede kemik metasazları, buna bağlı kemik ağrıları ve bazen kırıklar

Prostat Kanseri Risk Faktörleri

Prostat kanserlerinde ailesel ve genetik faktörlerin önemli olduğuna dair de çok sayıda çalışma mevcut. İstatistiklere göre babasında prostat kanseri olan bir bireyin prostat kanserine yakalanma riski normal popülasyona göre 2 kat, kardeşi prostat kanseri ise 3 kat, hem babası hem kardeşi prostat kanseri olanlar da ise neredeyse 5 kat.

Prostat Kanseri Tanısı Nasıl Konulur?

Erken evrede pek belirti göstermeyen prostat kanseri için erken tanı yöntemi yoktur. Tarama amaçlı olarak kullanılan metotlar arasında rektal muayene ve kan PSA testi yer almaktadır. Kan PSA testinde prostat spesifik antijene bakılarak erken teşhiste bulunulabilir. Şüphesi olan hastalarda multiparametrik manyetik rezonans görüntüleme yöntemi kullanılabilir. Tümör hakkında bilgi sahibi olunup lenf nodu gibi yerlere sıçramalar da bu görüntüleme yöntemiyle tespit edilebilir. Biyopsi yapılarak vücuttan alınan örnek analiz edilerek çıkarımlarda bulunulabilir. Bu işlemle beraber kanserli hücrelerin özellikleri tespit edilerek uygun tedavi seçenekleri belirlenir.

Hangi Hastalıklar Prostat Kanseri İle Karışabilir?

Prostat kanseri ile karıştırılan hastalıklardan bazıları prostat iltihabı ve prostatın iyi huylu olarak büyümesidir. Bu hastalıklardan iltihap medikal literatürde prostatit olarak bilinmektedir. Prostat bezinde meydana gelen iltihabi durumdur. Prostat bezinin genişlemesi de iyi huylu prostat büyümesi olarak isimlendirmekle beraber yazımızın ilerleyen bölümlerinde ayrıntılı olarak anlatılacaktır. 

Prostat Kanserinde Erken Teşhis

50 yaş üstü erkekler, lütfen PSA testini ihmal etmeyiniz. Ailenizde prostat kanseri varsa PSA kontrollerini biraz daha erkene alabilirsiniz. Prostat Spesifik Antijen (PSA), prostat tarafından salınan ve spermin sıvılaşmasını sağlayan bir enzimdir. Kanda yükselmesi prostat kanseri teşhisinde önemlidir ancak, sadece prostat kanserine özgü değildir prostatın iyi huylu tümörlerinde iltihaplarında da salgılanabilir.

Son yıllarda prostat kanserinde daha spesifik olan PCA3 genetik testi üzerine çalışılıyor. İdrara dökülen prostat, epitelyum hücrelerindeki kansere spesifik olan mRNA yapısının araştırılmasına dayanır. PSA’ya göre çok daha özgün ve yakın gelecekte muhtemelen PSA’dan daha çok kullanım alanı bulacaktır.

Her geçen gün kanserin teşhis ve tedavisiyle ilgili bilgilerimiz artıyor, üstelik yaşam şeklindeki küçük değişiklikler ve basit önlemlerle kanser olmamak da mümkün. Kanserden kaçamadığımız durumlarda da kendimizden kaçmaz farkındalığımızı artırırsak sağlıklı bir yaşam için hiç bir engel kalmaz.

Prostat Kanseri Hangi Yaşlarda Görülür?

Erkek bireylerde en sık görülen kanser türü olan prostat kanseri yaşın ilerlemesiyle beraber kötü bir görünüm kazanabilmektedir. 50 yaşın üzerinde yakalanma sıklığı da artış göstermektedir. Bununla beraber genç erkeklerde nadir olarak karşımıza çıkar. Erken tanı konulanbilen bu kanserde 50 yaşından itibaren eğer aile öyküsünde prostat kanseri yer alıyor ise 40 yaşından itibaren düzenli olarak tetkiklerin yapılması gerekmektedir. 

Prostat Kanseri Evreleri

Prostat kanserinde evrelemeden çok risk gruplarına ayırmayı tercih etmekteyiz. Bunun için çok sayıda sınıflama kullanılmaktadır. Ancak geleneksel olarak D’Amico sınıflandırmasını kullanmaktayız. Bu sınıflamaya göre;

Düşük riskli prostat kanseri: T1-T2a evre ve Gleason skoru ≤6 ve PSA ≤10

Orta riskli prostat kanseri: T2b evre ve/veya Gleason skoru =7 ve/veya 10< PSA ≤20

Yüksek riskli prostat kanseri: ≥T2c evre veya Gleason skoru 8–10 veya PSA >20

PSA ve Gleason Skoru Nedir?

PSA prostat spesifik antijen olarak açılır. Prostat hücreleri tarafından yapılan bir proteindir. PSA’nın kandaki düzeyinin ölçümü, kanserin tanısında ve tanı sonrası tedaviyi belirlemede etkin olarak kullanılır.

Gleason skoru ise kanserli hücrelerin yayılım hızı ve üreme oranı hakkında fikir verir. Skorun artması kanserin daha agresif bir yapıda olduğunun göstergesidir.

Prostat kanserinde tedavi kararı, hastanın genel sağlık durumuna, risk grubuna ve hayat kalitesi açısından beklentilerine bağlı olarak alınır.

Tümör Derecesi

Tanı için alınan örnekte yani biyopsi aşamasında kanserli hücreye rastlanırsa bu doku değerlendirilip analiz edilir. Bu noktada derecelendirme sistemi olarak en sık Gleason Skorlama Sistemi ismi verilen bir ölçek kullanılmaktadır. Ortaya çıkan sonuçlardan ise tümörün ilerleme hızı ve normal dokudan ne kadar farklılaştığı hakkında bilgi sağlanır.

Derecesi düşük olan tümörler normal dokulardan fazla oranda farklılaşmaz ve yavaş büyüme gösterir. Yayılma riski de azdır. Derece ne kadar yükselirse, normal dokulardan o kadar farklı bir yapı ortaya çıkar. Genel olarak da yüksek dereceli tümörler daha hızlı ve farklı alanlara yayılma gösterir.

İyi Huylu Prostat Büyümesi Nedir?

Benign prostat hiperplazisi olarak da isimlendirilen iyi huylu prostat büyümesi mesane ve idrar kanalının üst bölümüne yerleşmiş olan prostat bezinin genişlemesidir. Genel olarak yaşam kalitesini azaltan bu hiperplazinin prognozu iyi huyludur yani yaşamı tehdit etmemektedir. Kesin olarak oluşum sebebi bilinmemekle beraber birinci derece yakınında hastalık bulunması bu rahatsızlığa yakalanma olasılığını artırmaktadır.

Prostattaki bu genişleme idrar kanalını daraltarak idrar atılımının gerçekleşmesini zorlaştırır. Kişi idrar çıkarmak için mesanesini daha fazla kasması gerekir. Zamanla da idrarını tam olarak boşaltamamaya başlar. Yaşam kalitesini düşüren bu hastalık yaşın ilerlemesiyle beraber daha sık görülmektedir. Kalite kaybından dolayı da tedavi edilmektedir.

Prostat Kanseri Nasıl Tedavi Edilir?

Prostat kanseri tanısı konduktan sonra tedavi süreci tümörün özelliklerine ve hastanın durumuna göre planlanır. Bu kanser türünde tedavi cerrahi, radyoterapi, hormonoterapi gibi yöntemlerle yapılabilir. Günümüzde tarama testlerindeki artışla beraber erken evrede saptama yapılabilmektedir. Bununla beraber erken evrede yer alan yani lokal yerleşimli kanserlerde cerrahi yöntem tercih edilmektedir. Prostat kanserinde kullanılan tedavi biçimleri aşağıda yer almaktadır.

1. Nanoknife

Tümör çevresine ultrason yardımı ile özel elektrotlar konumlandırılarak yüksek dozda kısa süreli elektrik verilir. Elektromanyetik alan oluşturularak kanserli hücrelerin öldürülmesi amaçlanır. Yapılan işlemden sonra kanserin tekrarlama riskine karşın küratif tedaviler planlanabilir.

2. Prostat Kanserinde Cerrahi Tedavi – Radikal Prostatektomi

Yayılımı düşük olan prostat kanserinde prostatın cerrahi işlemle alınmasıdır. Operasyonun ismine ise radikal prostatektomi ameliyatı denilmektedir. İşlem yapılırken sinirlere ve önemli yapılara zarar verilmemesi elzemdir.

3. Radyoterapi: Prostat Kanserinde Ameliyatsız Çözüm

Radyoterapi diğer bir ismiyle ışın tedavisi kanserli hücrelerin radyasyon uygulanarak öldürülmesi amacıyla tedavi edilmesidir. Buradaki asıl amaç normal dokuya verilen hasarı minimal seviyelerde tutarak kanser hücrelerini yok etmek ve çoğalmalarını önlemektir. Cerrahiye benzer olarak lokal uygulanabilen bir tedavi metodudur. Etkisini de yan etkilerini de lokal olarak uygulandığı alanda göstermektedir.

Prostat kanserinin tedavi aşamasında ameliyat yöntemine duyulan inancın aksine teknolojik gelişmelerin artmasıyla beraber radyoterapi hastalığın her seviyesinde güvenle yapılabilir. Güncel teknolojiler ve tecrübeli kişilerle yapılacak bir radyoterapi rahatsızlığı gidermede geleneksel yöntemler kadar etkili sonuçlar vermiştir. Bunun dışında ek olarak yaşam konforunun da korunması sağlanır. Radyoterapiden sonra cinsel fonksiyonlar büyük oranda korunurken idrarda kaçırma yani inkontinans ise son derece düşüktür.

Prostat kanseri tedavisi ile ilgili cerrahi ile radyoterapiyi direk karşılaştıran seriler bulunmamaktadır. Ancak retrospektif yapılan değerlendirmelerde kanserin kontrolü açısından her iki tedavi şeklinin birbirine eşit olduğunu görmekteyiz. Sadece yan etki profilleri farklılık göstermektedir.

Geleneksel olarak radyoterapiyi fraksiyona yani seanslara bölerek yapmaktaydık, ancak radyoterapi cihazlarındaki gelişmelere paralel olarak giderek daha az seanslı tedaviler (hipofraksiyone) yada radyocerrahi yapmaktayız ki radyocerrahi yaparak birkaç seansta tedaviyi sonlandırmak mümkün olmaktadır. Bu tedavilerle yan etki profili ve tedaviye yanıt açısından fraksiyone radyoterapilerle eşit sonuçlar alınabilmektedir.

Prostat kanseri tanısı aldığınızda tedavi kararı vermeden önce mutlaka bir Ürolog ve bir Radyasyon Onkoloğu’ndan görüş alınması gerekmektedir. Prostat kanseri büyük oranda kür edilebilen, enazından uzun süren bir sağkalım elde edilebilen bir hastalık olduğu için tedavi sırası ve sonrasında hayat kaliteniz enaz tedavi edilebilmek kadar önemlidir. Bu sebeple Doktorunuza sadece tedaviyi değil tedavi sonrasındaki süreci de konuşmalı ve beklentinize en uygun tedavi şeklini seçmelisiniz. Doktorlar, kendi disiplinine olan inancından dolayı sadece kendi bölümünün tedavisini tek seçenek gibi sunabilir, ancak prostat kanserine ameliyatsız çözümlerinde de olabileceği mutlaka araştırılmalıdır.

Not: Bu konuyla ilgili daha ayrıntılı bilgi almak için Prostat Kanserinde Radyoterapi Tedavisi başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.

4. Kemo-Hormonoterapi

Prostat kanserinde ileri evrelerde kanserli hücreler prostatla sınırlı olmayarak çevredeki ve uzak bölgelerdeki doku ile organlara yayılmış olabilir. Bu noktada cerrahi yöntemler pek efektif olmayacağından ötürü ilaçlı tedaviler ev radyoterapi tercih sebebidir. Prostat organının dokusu erkeklik hormonu olarak adlandırılan testosterona duyarlı olmasından ötürü bu hormonun etkisini önleyen ilaçlar olarak antiandrojen ilaçlar kullanılabilir. Yapılan bu tedaviye ise hormonoterapi ismi verilir. Verilen bu tedaviye cevap veremeyen veya direnç gösteren hastalarda ise kemoterapi uygulanabilir.

Kemoterapi ise vücuda ilaç verilerek tedavi sağlanmasıdır. Genelde ileri safha hastalarda kemoterapi dolaşıma verildiği ve tüm vücudu dolaştığı için tercih sebebi olarak görülebilir.

Son yıllarda prostat kanserine karşı geliştirilen hedefe yönelik ilaçlar birinci basamak tedavilere cevap vermeyen olgularda başarılı sonuçlar verebilir.  Uygulanan tedavilerin etkinliğini artırırken, yan etkilerini azaltacak ek önlemlerin mutlaka araştırılması ve sorumlu Hekiminize veya bir Onkoloji Uzmanına (Radyasyon Onkoloğu/Medikal Onkolog) danışılması gerekmektedir. Kliniğimizden bu konuda yardım alabilirsiniz. Onkoloji Uzmanı olmayan Doktor ve Sağlık Çalışanlarından kanser tedavileri sırasında yardım almanızı uygun bulmuyoruz.

5. HIFU Yöntemi

Günümüzde cerrahi müdahale yapılmaksızın kullanılan bir tedavi yöntemi olan HIFU, High Intensity Focused Ultrasound (Yüksek Yoğunluklu Odaklanmış Ultrason Dalgaları) anlamına gelmektedir. Nokta atışı bir tedavi yöntemi olan HIFU, yalnızca hastalıklı alanının temizlenmesini sağlayarak ortaya çıkabilecek yan etkileri minimize etmektedir. Genelde kanserin ilk aşamalarında, küçük ve yayılmamış kanserlerde tercih edilmektedir. Makat bölgesinden prob yardımı ile kanserli alana yüksek kuvvette ultrason dalgaları yollanır ve kanserli hücrelere hasar verilir. Bu şekilde çevrede yer alan sağlıklı dokular da korunmuş olur.

Prostat Kanseri Ameliyatı Şart mı?

Prostat kanserinin tedavisinde sadece cerrahi yöntemlere duyulan yaygın inancın aksine, radyoterapi, hastalığın her evresinde güvenle uygulanabilir.

Üstelik her iki tedavi sonrasındaki yaşam kalitesi söz konusu olduğunda, radyoterapi, yaşam konforu anlamında çok daha etkili. Radyoterapi ile birlikte hormonoterapi kullanılmasına ya da hali hazırda bir fonksiyon kaybı olup olmamasına bağlı olarak; radyoterapi sonrası cinsel fonksiyonların korunması %60-80 oranlarında seyrederken, idrar kaçırma oranı ise (%1-3) son derece düşüktür.

Son yıllarda prostat kanseri tedavisinde en dikkat çekici gelişme, stereotaktik vücut radyoterapisi ve hipofraksiyone tedavilerin daha geniş uygulama alanı bulmasıdır. Geleneksel olarak radyoterapi seanslara bölünerek verilir. Prostat kanserli hastalarda tedavi yaklaşık 8 hafta 35-40 seans boyunca uygulanır. Hipofraksiyone tedaviler veya SBRT de ise daha az seansta ve her seansta daha yüksek doz verilebilmektedir. Burada önemli olan, tümöre daha hassas odaklanmaktır. Bu yöntemle ilgili giderek yayılan bilgi ise, geleneksel yöntemlere kıyasla çok daha az toksik olduğudur.

Hipofraksiyone Tedaviler daha keskin bir hedefleme doğruluğu gerektirse de, bu yeni geliştirilen tedavi cihazları ile mümkün. Yeni sistem cihazlar milimetrik hesaplar yapabilmemize olanak sağlayarak tümöre çok yüksek dozlarda etki edebiliyor. Bu durum hem kısalan süresiyle, hem de tümöre karşı verdiğimiz savaşta yüksek isabet yüzdesiyle fayda sağlıyor. Bu keskin isabet avantajı; ışın demetleri tümöre gönderilmeden önce veya gönderme sırasında, tümörün yerini doğrulamak için geliştirilen, yüksek seviye görüntüleme sistemleri sayesinde gerçekleşiyor. Hayatınızın hangi evresinde olursa olsun, Prostat kanseri tanısı aldığınızda yaşam konforunuzu gözardı edecek kadar paniğe kapılmayın. Hastalığınız için en uygun tedaviyi, Üroloji doktorunuza ardından Radyasyon Onkolojisi doktorunuza danışın. Yeni teknolojiler ve deneyimli ellerle alacağınız radyoterapiler, hastalığı kontrol altına almada, geleneksel yöntemlerle eşit sonuçlar verirken, yaşam kalitenizide korumanızı sağlayacaktır. Sizlere daha çok yardımcı olmamız için yaşamınıza özen gösterin.

Prostat Kanseri Ameliyatı
Prostat Kanseri Ameliyatı Nasıl Olur?

Prostat Kanseri Öldürür Mü?

Prostat kanseri çok düşük risk faktörlerine sahip bir hastalıkta tedavi edilmeden izlenebilecek bir hastalıktır. Düşük ve orta risk grubunda büyük oranda tedavi edilebilir, metastatik dönemde yakalandığında ise uzun dönem sağkalım elde edilebilecek bir hastalıktır. Bu sebeple prostta kanseri tanısı aldığınızda tedaviler sırası ve sonrasında hayat kalitenizin nasıl olacağını da sorgulamanız gerekmektedir.

Prostat Kanserine Ne İyi Gelir?

Her kanser türünde olduğu gibi sigaradan uzak durmak ve spor yapmak büyük oranda koruyucu. Hayvansal gıdaların yanı sıra margarin gibi katı yağlardan, çoklu doymamış yağ asitlerinden uzak durmak önemli.

İçerdiği antioksidanlar sebebiyle çay, kahve tüketimi, likopenden zengin olması sebebiyle domates başta olmak üzere kırmızı sebze ve meyvelerin tüketiminin artırılması, besinlerimizin folattan zengin olması ve soya tüketilmesi koruyucu önlemler arasında.

Beslenme kanserin riskini azaltıcı bir etki göstermektedir. Özel olarak E vitamini, selenyum ve çinko gibi maddeleri içeren besinlerin tüketimi prostat kanserine karşı iyi bir korunma mekanizması sağlar. Beslenmenin yanısıra düzenli olarak spor yapmak ve kilonun sağlıklı seviyelerde olması da diğer faktörlerdir.

Prostat kanserine iyi gelebilecek bazı besinler aşağıda sıralanmıştır.

  • Selenyumdan zengin sarımsak, yumurta ve deniz mahsülleri
  • Çinko içeren baklagiller, fındık ve süt ürünleri
  • Likopen isimli antioksidan maddeyi içeren kuşburnu, karpuz, domates gibi besinler
  • Meyve ve sebzeler ile tam tahıllar

Likopen antioksidan bir madde olup hücrenin zarar görmesini engelleyici bir mekanizmayla beraber bölünmeyi yavaşlatabilmektedir. Bununla beraber selenyumun özellikle tütün ve ürünlerini kullanan kişilerde prostat kanseri riskini azaltıcı etkisi olduğu kanıtlanmıştır. Çinko ise DNA onarımında söz sahibi olup hücre döngülerini etkilemektedir.

Daha Fazla Göster

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu