Prof.Dr. Berrin Pehlivan

Ozempic ve Zayıflama İlaçları Kanser Yapar mı?

Zayıflama amacıyla kullanılan bazı ilaçların kanser riskini artırıp artırmadığı, son yıllarda en sık araştırılan sağlık konularından biridir. Özellikle Ozempic ve benzeri zayıflama ilaçları kanser yapar mı? sorusu,sağlık otoriteleri tarafından dikkatle ele alınmaktadır. Modern tıbbın metabolik rahatsızlıklar ve kilo yönetimi üzerindeki en dikkat çekici gelişmelerinden biri olan GLP-1 reseptör agonistleri (Semaglutid ve türevleri), beraberinde bazı güvenlik sorularını da getirmiştir. Özellikle “zayıflama ilaçları kanser yapar mı?” sorusu, hem akademik çevrelerde hem de kamuoyunda geniş yankı uyandırmaktadır. Güncel veriler, bu ilaçların hücresel düzeydeki etkilerini ve uzun vadeli onkolojik risklerini titizlikle incelemeye devam etmektedir.

GLP-1 Reseptör Agonistleri Nedir ve Vücutta Nasıl Çalışır?

Glukagon benzeri peptid-1 (GLP-1) reseptör agonistleri, vücutta doğal olarak üretilen bir hormonun etkilerini taklit eden farmakolojik ajanlardır. Bu bileşikler, pankreastan insülin salgılanmasını uyarırken glukagon salınımını baskılar ve mide boşalmasını yavaşlatarak tokluk hissi sağlar.

Hücresel düzeyde bu mekanizma, beyindeki hipotalamus bölgesi ve sindirim sistemi reseptörleri üzerinden işler. Ancak bu reseptörlerin vücudun farklı dokularında da bulunması, ilacın sistemik etkilerinin yanı sıra potansiyel yan etki profillerinin de derinlemesine araştırılmasını zorunlu kılmıştır.

Zayıflama İlaçları ve Tiroid Kanseri Arasındaki İlişki Nedir?

GLP-1 analogları ile ilgili en çok tartışılan konulardan biri, tiroid dokusu üzerindeki etkileridir. İlaçların onay süreçlerinde yapılan preklinik (hayvan) çalışmalarında, kemirgenlerin tiroid C-hücrelerinde hiperplazi ve medüller tiroid karsinomu riskinde artış gözlemlenmiştir.

Kemirgen Çalışmaları ve İnsanlar Arasındaki Farklılıklar

Tıbbi literatür, kemirgenlerdeki tiroid C-hücrelerinin GLP-1 reseptör yoğunluğunun insanlara göre çok daha yüksek olduğunu vurgulamaktadır. Bu durum, hayvanlarda görülen riskin doğrudan insanlara projekte edilmesini zorlaştırmaktadır. Mevcut klinik veriler, genel popülasyonda bu ilaçların kullanımına bağlı yaygın bir tiroid kanseri artışı saptamamış olsa da;

  • Kişisel veya aile öyküsünde Medüller Tiroid Kanseri (MTC) olanlar,
  • Multiple Endokrin Neoplazi tip 2 (MEN 2) sendromu bulunan bireyler, bu ilaç grubunu kullanırken yüksek risk grubu olarak değerlendirilir.

Pankreas Sağlığı ve Malignite Riski Üzerine Bulgular

GLP-1 bazlı tedavilerin pankreatit (pankreas iltihabı) ve pankreas kanseri ile ilişkisi on yıldan uzun süredir takip edilmektedir. İlacın pankreas dokusundaki hücre proliferasyonu (çoğalması) üzerindeki etkileri, akademik çalışmaların odak noktasıdır.

Pek çok geniş çaplı meta-analiz ve gerçek dünya verisi (real-world evidence), bu ilaç grubunu kullanan bireylerde pankreas kanseri sıklığının, ilacı kullanmayan benzer risk grubundaki diyabetik hastalara oranla anlamlı bir artış göstermediğini işaret etmektedir. Bununla birlikte, kronik pankreatit öyküsü olan bireylerde bu ajanların kullanımı yakından izlenmelidir.

GLP-1 Analogları Diğer Kanser Türlerini Etkiler mi?

Son dönemde yapılan bazı kohort çalışmaları, Semaglutid ve Liraglutid gibi etken maddelerin kolorektal kanser ve diğer sindirim sistemi tümörleri üzerinde potansiyel bir koruyucu etkisi olup olmadığını da araştırmaktadır. Obezitenin kendisi, 13 farklı kanser türü için bağımsız bir risk faktörüdür. Bu ilaçların kilo kaybı sağlaması dolaylı yoldan obezite ilişkili kanser riskini (meme, kolon, endometriyum vb.) azaltma potansiyeline sahip olabilir. Ancak bu durum, ilacın doğrudan bir “antikanser” etkisi olduğu anlamına gelmez; metabolik iyileşmenin bir sonucu olarak değerlendirilir.

Klinik Araştırmalar ve FDA/EMA Verileri Ne Diyor?

Dünya genelinde ilaç güvenliğini denetleyen otoriteler (FDA ve EMA), GLP-1 reseptör agonistlerini sürekli izlem altında tutmaktadır. Mevcut raporlar, bu ilaçların fayda-risk dengesinin çoğu hasta grubu için olumlu olduğunu belirtmektedir. 2023 ve 2024 yıllarında yayımlanan güncel bildirilere göre, ilaç kullanımı ile intihar düşüncesi veya yaygın kanser gelişimi arasında doğrudan nedensel bir bağ kuracak yeterli kanıt bulunmadığı açıklanmıştır. Yine de farmakovijilans süreçleri, uzun dönemli (10 yıl ve üzeri) etkileri izlemeye devam etmektedir.

Neden Kişiselleştirilmiş Sağlık Takibi Önemlidir?

Her farmakolojik müdahalede olduğu gibi, zayıflama amaçlı kullanılan bu yeni nesil ajanlarda da “herkese uyan tek bir reçete” yaklaşımı tıbbi değildir. Bir bireyde güvenli olan tedavi, genetik yatkınlığı olan bir başkasında istenmeyen sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle;

  • Genetik taramalar ve aile öyküsünün analizi,
  • Düzenli biyokimyasal kontroller,
  • Tiroid ve sindirim sistemi taramaları, bu tür tedavilerin bir parçası olarak görülmelidir.
Sorularınız mı Var?
Sorularınız, randevu talepleriniz veya görüşleriniz için formu doldurarak bize ulaşabilirsiniz. Ekibimiz en kısa sürede size geri dönüş yapacaktır.
Sorularınız mı Var?
Sorularınız, randevu talepleriniz veya görüşleriniz için formu doldurarak bize ulaşabilirsiniz. Ekibimiz en kısa sürede size geri dönüş yapacaktır.