Editör SeçimiKanserden Korunma

Kanser Hastalarında Beslenme

Diyetisyenimiz Esin Başkaya’dan…

Kanser Hastalarında Beslenme

Kanser gibi çok yönlü bir kronik hastalıktan korunmak elbette ki yine çok yönlü bir bakış açısı gerektirir. Stresi yönetmek, fiziksel aktiviteye sahip olmak, çevresel toksinlerden korunmak kanser riskini minimalde tutmak için dikkat edilmesi gereken bazı faktörler arasındadır. Biz bu yazıda, kanserden korunmada başka bir faktör olan beslenmeye bakacağız.

Kanserden koruyucu beslenme olarak nitelendirebileceğimiz beslenmeyi kavrayabilmek için öncelikle vücudun gıdalardan beklentisini öğrenmeliyiz. Vücudun gıdalardan 2 tür besin beklentisi vardır: Makrobesinler ve mikrobesinler. Makrobesinler; karbonhidratlar, proteinler ve yağlardır. Makrobesinler ile vücut enerji üretir, hormon üretir, hücreleri tamir eder veya vücuttaki diğer sayısız biyolojik olaydan birini gerçekleştirir. Mikrobesinler ise çoğunlukla vitaminler ve mineraller olarak geçse de gıdaların içerisinde bulunan yine sayısız antioksidan moleküller, fitokimyasallar ve pigmentleri de kapsar. Kanserden koruyucu bir beslenme biçimi, yeterli makrobesinlerin ve mikrobesinlerin vücut hücrelerine en “temiz” yollarla girmesi ile olur. Burada “temiz” yolun nasıl olacağına bakalım.

Olabildiğince doğal yollarla üretilmiş besinleri tüketin.

Gıda üretiminde endüstrileşmenin iki sonucu olmuştur. Birincisi, gıdalar daha fazla toksin atıkla beraber gelmeye başlamıştır. Meyveler ve sebzeler tarımda kullanılan kimyasallar ile marketlere girerken, hayvan ürünleri hayvancılıkta kullanılan ilaç atıklarıyla sofralarımıza girmeye başlamıştır. İkincisi ise, toprak kalitesinin düşmesi ve ekosistemin çeşitliliğinin bozulması ile tarım ürünlerinden daha az mikrobesin almaya başlamamızdır. Kalori eksiğimiz olmamasına rağmen, vitamin eksikliklerimiz, antioksidan eksikliklerimiz ortaya çıkmıştır. Bu iki durum bizi hem daha çok toksin yüke mağruz bırakır, hem de bu toksin yüküyle mücadele için daha az besin kaynağı sunar. Kanserden korunabilmek için ise, bizim tam tersini yapmamız gereklidir. Endüstriyel atığı olmayan, toksin yükü az, mikrobesin yönünden zengin bir beslenme biçimi “temiz” bir beslenme biçimi olabilir. Bu sebeple endüstriyel üretimden olabildiğince uzak, mümkünse organik besinler tüketmeye çalışmalıyız.

Besin çeşitliliğinizi zengin tutun.

Besin çeşitliliğinin bize en büyük faydası, vücudun ihtiyaç duyduğu mikrobesin çeşitliliğini beraberinde getirmesidir. Mikrobesinler, sayıca o kadar fazladır ki beslenme biliminin her gıdadaki her mikrobesini bulması şuana kadar mümkün olmamıştır. Özellikle mikrobesin kategorisine yeni giren fitokimyasallar, bitkilerin içindeki biyoaktif moleküllerlerdir ve vücudu hücre onarımından serbest radikalleri azaltmaya, uzun yaşam genlerini aktive etmekten daha efektif enerji üretimine kadar sayısız farklı konuda desteklerler. Farklı besinleri beslenmenize dahil etmek, gereken tüm mikrobesin çeşitliliğini vücuda sunacağı için kanserden korumacı bir beslenme planının önemli bir parçasıdır. Buradaki çeşitlilikten kastımız elbette ki bitki çeşitliliğidir; beslenmemizde yer verdiğimiz sebze ve meyveleri çeşitlendirmeliyiz.

İşlenmiş gıda tüketmeyin.

İşlenmiş ve paketlenmiş, raf ömrü uzatılmış gıdalara beslenmenizde yer vermemek, kanserden koruyucu bir yaklaşımdır. Bir gıdanın beyaz şeker, fruktoz şurubu, koruyucu, aroma, beyaz un, tanımadık gıda katkı maddeleri gibi içerikleri barındırması o gıdanın işlenmiş olduğu ve vücudunuza faydadan çok zarar vereceğinin göstergesidir. Endüstriyel gıdalar ve bu gıdaların içerikleri, son 100 yıl gibi bir süredir hayatımızdadır. Canlılığın evrimi düşünüldüğünde, bu çok kısa bir süredir ve bu sebeple insan vücudu da bu gıdaları veya içeriklerini tanımaz. Bu durum, endüstriyel gıdaların iyi tolere edilememesine, atıklarının atılamamasına ve başta bağırsak olmak üzere tüm vücut hücrelerinde hasara sebep olmasına neden olur. İşlenmiş gıdalar hem besin değeri açısından yoksun, hem de içeriklerindeki katkı maddeleri açısından toksin yükü fazla gıdalardır. Makrobesinleri veya mikrobesinleri alabilmek için “temiz” kaynaklar değillerdir. Kanserden koruyucu bir beslenme düzeninde işlenmiş ve paketlenmiş gıdaların yeri yoktur.

Doğal yollarla üretilmiş besin tükettiğinizde, çeşitlilik içeren bir beslenme planı oluşturduğunuzda ve işlenmiş gıdaları hayatınızdan çıkardığınızda kanserden koruyucu bir beslenme planını hayatınıza katmış olursunuz. Buna rağmen en başta dediğimiz gibi, kanser çok yönlü bir kronik hastalıktır ve bu sebeple beslenme dışındaki faktörleri de her zaman göz önünde bulundurmak durumundayızdır.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu